11 Aralık 2011 Pazar

Martin Scorsese ve en yeni yapıtı Hugo


Filmi bugün Real AVM Avşar sinemasında izledim.
Öncelikle söylemek istediğim bir şey var. BU film bizim ülkemizde tutmaz. Neden mi? Aşk yok. Aksiyon yok. Duygu sömürüsü yok. Erotizm yok. Kısacası ilgi çekici bir şey yok filmde. Bu yüzden tutulmamasını ziyadesiyle normal buldum, buluyorum. Bunlardan biri ya da bir kaçı olmadan ülkemizde bir filmin izleyen sayısının milyonu bulması çok zor bir olasılık.

Martin Scorsese gibi bir sinema üstadının sinemanın yaratıcısı sayılan birine olan vefa borcunu böylesine güzel bir şekilde ödemesi bana göre bir yönetmenin yapabileceği en iyi şeylerden biri.
Bu filmde bir şeyler bulabilmek için öncelikle Georges Melies'in kim olduğunu bi az çok bilmek gerek. Modern sinemanın kurucusu, babası sayılır çoğu kişiye göre. Filmde de anlatıldı zaten bunlar. http://tr.wikipedia.org/wiki/Georges_Méliès
O yüzden bu film bir vefa borcunun icra edilmesidir bana göre. Ve bunu da hakkıyla yapmıştır.
Martin Scorsese'nin ilk 3D deneyimi öylesine güzel ve ayarlı olmuş ki. Ne abartmış ne az bırakmış. Her şey yerli yerindeydi 3D konusunda. Her ne kadar 3D'nin film sonrası baş ağrısı yine vukuu bulmuş olsa da o baş ağrısına değdi diyebilirim.
Scorsese'yi hissediyorsunuz filmde bir şekilde. Ben özellikle kamera açılarıyla hissediyorum mesela artık bu adamı. Nasıl yapıyor nasıl ediyor bilmiyorum ama çok güzel yapıyor. Ve iyi ki de yapıyor bence.

Filmin konusuna gelirsek.
Hugo'nun çerçevesinde anlatılan Georges Melies hikayesi oldukça güzeldi bence. Ben Kingsley zaten çok iyiydi, denecek bir kelime bile yok. Ama çocuk oyuncular da çok iyiydi bence bu filmde. Hugo'yu oynayan Asa Butterfield ve daha iyi olan Isabelle rolündeki Kick-Ass'ten de tanıdığımız Chloë Grace Moretz oldukça iyilerdi bence. Filmi aldı götürdüler.
Filmdeki otomaton oldukça ilgi çekici bir ögeydi bence. Dikkate değerdi.
Sonradan sonraya Georges'in hikayesine girilmesi ayrıca güzeldi zaten.

Filmdeki -bana göre- tek yanlış nokta bir kaç noktada sıkıcılığa düşmesiydi. Öyle ki kimi sahneler olmasaydı da olabilirdi bence.
Geri kalanıyla bence oldukça güzel bir film.
Bir sinema filminden aksiyon, aşk, meşk vs beklentisi olanları elbette tatmin etmeyecektir. Herkesin zevki ve tercihi farklı nihayetinde.

Hoş, güzel bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim.

Bu arada bir dipnot: Avatar gibi bir 3D fenomeninin yaratıcısı olan James Cameron bu film için "hayatımda izlediğim en güzel 3D film" demiştir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder