23 Aralık 2011 Cuma

Milletvekilliği meslek midir ki emekliliği olsun?

Öncelikle şu haberleri bir vereyim
Genel olarak bakarsak durum şu. Vekil olup 2 yıl vekillik yapıp sonra bu mesleği(!) bırakırsan 8.000 (sekiz bin) TL emekli maaşı(!) alıyorsun.
Ne kadar güzel değil mi? Bi düşünün hadi. İlkokul mezunu olmak yetiyor bu meslek için. Öyle bilgili okumuş insanlara ihtiyaç yok yani. Siyasetten anlamak da zorunluluk değil. Siyasi bağlantıların olsun, son sıradan da olsa vekil oluversen yeter de artar bile.
Lafımı esirgemeyeceğim, hakaretten küfürden hazzetmeyen biriyim. Ama bu şerefsizliğe de bir şey demezsem duramayacağım artık.
Ulan haysiyetsiz, karaktersiz insanlar! Hiçbir konuda %100 uzlaşmaya varamayan 550 tane insan, her konuda kedi-köpek gibi birbirine giren, hakaret eden insanlar! Normal hayatta bile ağza alınmayacak lafları birbirlerine fütursuzca hem de meclis gibi bir yerde savuran insanlar! Kendi cebinize girecek para konusunda nasıl da anlaşmaya varıyorsunuz değil mi? Çünkü siz büsbütün yozlaşmış, düşünceden yoksun, akıldan mahrum, utanma hayâ gibi kelimelerin sözlük anlamını bile bilmeyen insancıklarsınız artık bana göre. Ümidim vardı eskiden, bir yerlerde iyi şeyler olacağına, en azından birkaç vekilimizin aklı başında insanlar olduğunu düşünürdüm. Artık zerre güvenim yok A’dan Z’ye hiç birinize. Sayenizde anarşist düşünce bile artık düşünülebilir gelmeye başladı bana. Devlet’in yokluğunun imkânsızlığını düşünen ben artık sizin gibi kendi çıkarı için milleti kullanan zat’ı lüzumsuzlar yüzünden soğudum devlet yapısından.
Aklım almıyor olayı! Bakın şu anki maaşlara zam yapılmıyor. Hâlihazırda aldıkları aylık maaşlara zam yapılsa ağzımı açmayacağım. Çünkü vekildir bunlar, masrafları çoktur, aklım alır bu kadarını. Konukları olur, gidecekleri yerler olur, şu olur bu olur. “Yetmiyor, ben milleti temsil ediyorum, daha fazla lazım” deseler vallahi de billahi de ağzımı açmayacağım. %100 zam yapsalardı keşke kendi maaşlarına. Ama vekillikten sonraki dönemlerini ilgilendiren emekli maaşı adı altındaki binlerce TL’yi ceplerine indirmeyi düşünüyorlar resmen. Yahu milletvekilliği meslek mi ki emekli maaşı olsun? Bu işi meslek olarak görüp emekliliğini düşünmek değil de nedir bu?
Sağcı diyoruz, solcu diyoruz, şucu, bucu, farketmiyor. 550 tane vekil denen insanın biri de kalkıp demiyor “emeklilik gibi bir durumumuz olamaz, vekiliz biz, görevimiz bitince eski yaşamımıza döneriz, bırakın emekli maaşımızı yükseltmeyi, emekli maaşı denen bir şeyi hiç almamalıyız, çünkü bu bir meslek değil, biz halka hizmet etmek için gelmedik mi buraya” diye. Tam olarak kaç kişi evet demiş bilmiyorum. Hayır diyen var mı onu da bilmiyorum ama araştıracağım, elbet vardır kayıtları bi yerde. 1 tanesi de çıkıp “yahu bari gecenin bir vakti, yangından mal kaçırır gibi herkesin onayıyla geçirmeyelim şu yasayı, ayıptır” diye.
Sonra açıklama yapmışlar, “ihtiyaç”tan dolayı artmıştır maaşlar diye.
Emekli bir milletvekilinin ne ihtiyacı olsun be? Görevi süresi bittiği için eski hayatına defolup gitsin, ne hali varsa onu yapsın. Eskiden neyse ona devam etsin. Yok hala yapacak hizmeti varsa yeniden aday olsun, seçilirse devam etsin görevine. Ama çıkıp da “görevim bitse de ben eskiden vekildim, ihtiyacım çok” gibi saçma, ahlaksız, gereksiz bir açıklama yapıp halkı salak yerine koymasın! Çok kez salak yerine koydunuz ama bu artık suyunu çıkarmanın da ötesine geçti.
Bu saatten sonra kimse kalkıp bana “Akp olmasaydı halimiz haraptı, Chp olmasa neler olurdu neler, Asıl Mhp bu ülkenin direğidir, Bdp özgürlüklerin peşindedir” gibi safsatalarla gelmesin. Çünkü bu yasa hepsinin ne mal olduğunu açık seçik göstermiştir. Hem ne mal olduklarını göstermiştir hem de ne kadar mal düşkünü olduklarını göstermiştir.
Emekli vekil 8.000 lira maaş alacakmışmış. “Emekli öğretmen, doktor, işçi, memur kaç lira emekli maaşı alıyor ki?” lafını ortaya sunmayacağım çünkü bu da çok saçma. Çünkü onlar bu işi meslek olarak yapıyor. Emekli maaşı almak onların en doğal hakları. Maaşlarına yapılan %3, %5 zamları da ortaya atmayacağım, çünkü bir tarafta 550 tane milleti temsil eden vekil varken bir tarafta sayısı milyonları bulan bir kitle var. Zaten vekillerin maaşının da düşük olması gerektiğini de savunmuyorum, daha yüksek olsun ona da razıyım. Öğretmen 2000 lira maaş alırken vekil 10.000 lira alsın, hakkıdır. Ama emekli maaşı diyip 8.000 lira gibi devasa bir rakamı ölene kadar almak ayıptır, günahtır, kul hakkıdır. Ve bu hakkı kimse size helal etmez. Bir de “ihtiyaç” gibi bir sebep sunup emekli maaşının da hakları olduğunu düşündürtmek istemeleri terbiyesizliktir, utanmazlıktır, arlanmazlıktır!

Bu saatten, hele de bu olaydan sonra gelip de herhangi bir partiyi savunan olursa kim olduğuna bakmaksızın kalbini kırarım. Çünkü bu olay göstermiştir ki meclistekiler bu işi meslek olarak gören, günü kurtarma çabasıyla yanıp tutuşup emekliliklerini hayal eden, halkı zerre umursamayan insan topluluğudur, başka da bi nane değildir…

Bu arada biraz araştırdım henüz bulamadım 22 Aralık 2011’i 23’üne bağlayan geceyarısı geçirilen kanun teklifini onaylayan o vekillerin listesini. TBMM’nin sitesini halen kurcalıyorum, hala ümit etmek istiyorum teklifi reddeden belki gururlu insanlar vardır diye. Bulan olursa haber ederse çok sevinirim.
Ve bir not: Yazımda yanlış bildiğim, düşündüğüm, söylediğim bir şey olduğunu düşünüyorsanız lütfen bildirin. Eğer yanlış biliyor isem ve yazdıklarımda yanlışlar varsa, bu adamlar görev süreleri bittiğinde 8.000 TL almayacaklarsa, ya da ne bileyim başka bir şey. Lütfen yazın ki sinirim bari hafiflesin biraz…

20 Aralık 2011 Salı

I ♥ KONYA

Küf Project'i biliyor musunuz bilmiyorum. Bi ara ulusal kanallarda "Gazi Osman Paşa" tabelasını "Tosun Paşa" yaptılar diye haberler çıkmıştı. Onu yapanlar bunlar işte.
Şimdi de çok güzel bir video daha yapmışlar...

http://vimeo.com/33651733

İzlemenizi tavsiye ederim, çok hoş olmuş.

Burda da yapılış aşamaları falan var
http://www.behance.net/gallery/I-a-KONYA/2686025

Diğer işleri için
http://vimeo.com/kufproject
http://www.behance.net/kufproject

Ayrıca gittim, gördüm ve fotoğraflarını çektim.



19 Aralık 2011 Pazartesi

Sherlock Holmes: A Game of Shadows

Öncelikle gidin, bu filmi izleyin. İlk tavsiyem budur :)
Not: Bu yazı spoiler içerebilir.

Gelelim filme.
Bi kere senaryo olarak ilk film daha iyiydi. Bu yadsınamaz bir gerçek. İsmine yakışan bi gölge oyunu falan da göremedik. Asıl gölge oyunu ilk filmdeki Blackwood idi bana göre.
İlk filmdeki gizem ve bilinmezlik daha güzel yapan unsurların en başında geliyor bence.
Bu filmde Moriarty üzerine bi konu olacağını ve olayların 3 aşağı 5 yukarı ne şekilde ilerleyeceğini bildiğimiz için o havayı yakalayamadı bence.
Sherlock'un iyice bi pespaye hale gelmesi ve her zamanki tavırları güzeldi. Dawney Jr'a ve Jude Law'a zaten denecek bir kelime yok. İkisi de mükemmeldi oyunculuk konusunda. Fakat Jared Harris yani Moriarty de hiç öyle kenara atılacak değil bence. Çok çok iyiydi Moriarty rolünde.
Son sahnede Sherlock ve Moriarty'nin yüzleşmesi ve birbirleriyle gerçekten kıran kırana yaptıkları mücadele çok iyiydi. Sherlock'un dişine göre bi rakiple olan kavgaları daha güzel kesinlikle.
Ormandan kaçarlerkenki patlamalar şahaneydi demeden geçemeyeceğim. O sahnede "bu bölümleri 3D izlemek vardı" demeden kendimi alamadım. 3D kadar güzeldi nerdeyse. Bir de 3D olsaydı o patlama sahneleri çok daha şahane olurdu sanırım. Ama genel olarak 3D olmadığı daha iyiydi bence.
Filmi kesinlikle 1 kez daha izlemek lazım. Çünkü öyle noktaları aslında izliyor fakat farketmiyoruz ki. Sherlock'un gördüğü hemen her şeyi aslında görüyoruz fakat farketmiyoruz. Burda da yönetmen Guy Ritchie'nin mahareti çıkıyor ortaya tabii ki.
Son sahnesine eminim gülmeyen yoktur. Şahane bitirildi çünkü. 3. filme de açık kapıyı bıraktılar zaten.


Bu arada
Irene Adler'in öldüğüne hala inanmıyorum. Moriarty öldü dedi ama hiç inandırıcı gelmedi. Sonuna kadar bir yerlerden çıkacak diye bekledim ama olmadı. 3. filmde karşımıza çıkabilir :)


Vel hasılı çok güzeldi. En az 1 kere daha izletir kendini. Sinemada ya da dvd'de orasını bilemem tabi.
9/10

11 Aralık 2011 Pazar

Martin Scorsese ve en yeni yapıtı Hugo


Filmi bugün Real AVM Avşar sinemasında izledim.
Öncelikle söylemek istediğim bir şey var. BU film bizim ülkemizde tutmaz. Neden mi? Aşk yok. Aksiyon yok. Duygu sömürüsü yok. Erotizm yok. Kısacası ilgi çekici bir şey yok filmde. Bu yüzden tutulmamasını ziyadesiyle normal buldum, buluyorum. Bunlardan biri ya da bir kaçı olmadan ülkemizde bir filmin izleyen sayısının milyonu bulması çok zor bir olasılık.

Martin Scorsese gibi bir sinema üstadının sinemanın yaratıcısı sayılan birine olan vefa borcunu böylesine güzel bir şekilde ödemesi bana göre bir yönetmenin yapabileceği en iyi şeylerden biri.
Bu filmde bir şeyler bulabilmek için öncelikle Georges Melies'in kim olduğunu bi az çok bilmek gerek. Modern sinemanın kurucusu, babası sayılır çoğu kişiye göre. Filmde de anlatıldı zaten bunlar. http://tr.wikipedia.org/wiki/Georges_Méliès
O yüzden bu film bir vefa borcunun icra edilmesidir bana göre. Ve bunu da hakkıyla yapmıştır.
Martin Scorsese'nin ilk 3D deneyimi öylesine güzel ve ayarlı olmuş ki. Ne abartmış ne az bırakmış. Her şey yerli yerindeydi 3D konusunda. Her ne kadar 3D'nin film sonrası baş ağrısı yine vukuu bulmuş olsa da o baş ağrısına değdi diyebilirim.
Scorsese'yi hissediyorsunuz filmde bir şekilde. Ben özellikle kamera açılarıyla hissediyorum mesela artık bu adamı. Nasıl yapıyor nasıl ediyor bilmiyorum ama çok güzel yapıyor. Ve iyi ki de yapıyor bence.

Filmin konusuna gelirsek.
Hugo'nun çerçevesinde anlatılan Georges Melies hikayesi oldukça güzeldi bence. Ben Kingsley zaten çok iyiydi, denecek bir kelime bile yok. Ama çocuk oyuncular da çok iyiydi bence bu filmde. Hugo'yu oynayan Asa Butterfield ve daha iyi olan Isabelle rolündeki Kick-Ass'ten de tanıdığımız Chloë Grace Moretz oldukça iyilerdi bence. Filmi aldı götürdüler.
Filmdeki otomaton oldukça ilgi çekici bir ögeydi bence. Dikkate değerdi.
Sonradan sonraya Georges'in hikayesine girilmesi ayrıca güzeldi zaten.

Filmdeki -bana göre- tek yanlış nokta bir kaç noktada sıkıcılığa düşmesiydi. Öyle ki kimi sahneler olmasaydı da olabilirdi bence.
Geri kalanıyla bence oldukça güzel bir film.
Bir sinema filminden aksiyon, aşk, meşk vs beklentisi olanları elbette tatmin etmeyecektir. Herkesin zevki ve tercihi farklı nihayetinde.

Hoş, güzel bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim.

Bu arada bir dipnot: Avatar gibi bir 3D fenomeninin yaratıcısı olan James Cameron bu film için "hayatımda izlediğim en güzel 3D film" demiştir...

Merhaba Dünya!

Selam dünya. Naber?

15 yıla yakın bir süredir internet dünyasında olan ben, son 10 yıldır her zaman açmak isteyip hiç "hadi lan bugün açayım şu blogu" demediğim blogu bugün, an itibariyle açtım. Modası geçti mi? Evet. Facebook ve twitter blog sistemini aldı götürdü ama olsun. Yazacağımız üç beş şey elbette bulunur.